$ 43.2307 50.1999

Zeka Belirtisi İki Alışkanlık: Amerikalı Psikologdan Dikkat Çeken Analiz

18.01.2026 14:14 2
Paylaş
Zeka Belirtisi İki Alışkanlık: Amerikalı Psikologdan Dikkat Çeken Analiz

Amerikalı bir uzmanın yaptığı değerlendirmeye göre, bireylerin bilişsel yeteneklerine işaret eden belirli iki alışkanlık, yüksek zeka seviyesinin önemli göstergeleri olarak öne çıkıyor. Bu alışkanlıkların, günlük yaşam pratiklerinde sıkça gözlemlendiği belirtildi.

Hayal Kurmak ve Kendi Kendine Konuşmak: Zihinsel Aksaklıklar Değil, Bilişsel Potansiyelin Anahtarı


Sürekli hayallere dalmak veya kendi kendine konuşmak, toplumda genellikle dikkat dağınıklığı ya da sorunlu alışkanlıklar olarak algılanır. Oysa son dönemde yapılan psikolojik araştırmalar, bu davranışların belirli koşullar altında zihinsel esnekliği, yaratıcılığı ve problem çözme yeteneklerini önemli ölçüde destekleyebileceğini ortaya koyuyor. Çoğu zaman bir kusur, odaklanma zayıflığı veya bilişsel gerileme işareti olarak görülen bu zihinsel haller, aslında aktif bir zihnin önemli arka plan çalışmalarını yansıtabilir.

 

Forbes dergisi için yazan Amerikalı psikolog Mark Travers'a göre, bu alışkanlıklara yönelik olumsuz algımız, içinde bulunduğumuz "amansız üretkenlik ve somut ödüller kültürü" tarafından şekillenmektedir. Bu bakış açısı, zihinsel süreçleri anlaşılması gereken bilişsel mekanizmalar yerine, yalnızca düzeltilmesi gereken dikkat dağıtıcı unsurlar olarak görmemize neden olmaktadır. Ancak psikolojik bilim, doğru koşullar altında bu "verimsiz" gibi görünen davranışların, beynin düşünce biçimleri arasında uyumlu geçiş yapabilme becerisini, bilişsel esnekliği ve yaratıcı problem çözmeyi güçlendirdiğini göstermektedir.

 

Hayal Kurma Alışkanlığı: Zihinsel Gezinmenin Gücü

 

Zihnin mevcut görevden uzaklaşarak kendi ürettiği düşüncelere yönelmesi, yani zihinsel gezinme, uzun süredir dikkatsizliğin belirgin bir göstergesi olarak kabul edilir. Ancak modern araştırmalar, bu durumun yaratıcı düşünmeyi ve bilişsel esnekliği artırabileceğini işaret ediyor. Örneğin, 2025 tarihli ve binden fazla yetişkinin katıldığı bir çalışma, kişinin bilerek hayal kurmaya izin vermesinin (bilinçli zihinsel gezinme) daha yüksek yaratıcı performansla ilişkili olduğunu gösterdi. Nörogörüntüleme verileri, bu etkinin beynin yürütücü kontrolle ilgili ağları ile kendiliğinden düşünce ve hayal gücüyle bağlantılı varsayılan mod ağı arasındaki artan bağlantılarla desteklendiğini kanıtladı.

 

Ayrıca, kendiliğinden zihinsel gezinme eğilimi yüksek olan bireylerin, görev değiştirme testlerinde daha iyi performans sergilediği gözlemlenmiştir. Bu durum, onların zihinsel yapılarını daha hızlı değiştirebildiklerini ve dolayısıyla daha esnek düşünebildiklerini göstermektedir. PNAS Nexus'ta 2024 yılında yayımlanan, 3 binden fazla katılımcının düşüncelerini doğal dil işleme yöntemleriyle analiz eden bir diğer araştırma ise, yönlendirilmemiş düşüncelerin genellikle hedeflerle ilişkili bilgiler etrafında organize olduğunu ve hafızanın pekişmesine katkıda bulunduğunu ortaya koydu. Bu bulgular, "boş" gibi görünen düşüncelerin aslında rastgele bir zihinsel gürültü olmaktan ziyade, uyum sağlayıcı bilişsel işlevlere hizmet ettiğini vurgulamaktadır.

 

Ancak bu noktada önemli bir uyarı yapmak gerekir: Zihinsel gezinme tek başına mucizevi bir çözüm değildir. Faydaları, yalnızca dikkat kontrolüyle dengelendiğinde ortaya çıkar. Eğer zihniniz sıkça dalıp gitme eğilimindeyse ve aynı zamanda iyi bir odaklanma ve öz farkındalık seviyesine sahipseniz, bu durum yaratıcılığı, esnek düşünmeyi ve problem çözmeyi destekleyen bir zihinsel moda erişiminizin bir işareti olabilir.

Kendi Kendine Konuşma Alışkanlığı: İç Diyalogun Rolü

İster içten sessizce ister alçak sesle olsun, kendi kendine konuşmak dışarıdan bakıldığında bazen garip, hatta nevrotik bir davranış olarak algılanabilir. Ancak son psikolojik araştırmalar, içsel konuşmanın öz düzenleme, planlama ve üstbilişi (kendi düşünceleri hakkında düşünme eylemi) desteklemede kritik bir rol oynayabileceğini öne sürmektedir.

 

Behavioral Sciences dergisinde yayımlanan, üniversite öğrencileri üzerinde yapılan 2023 tarihli bir çalışma, bildirilen içsel konuşma kullanımı ile öz düzenleme ve benlik kavramı netliği arasında kayda değer bir ilişki bulmuştur. Bu, kendileriyle daha sık "konuşan" bireylerin, belirgin derecede daha net bir benlik algısına ve daha güçlü öz düzenleme becerilerine sahip olduklarını ifade ettikleri anlamına gelmektedir. Elbette bu durum, kendi kendine konuşmanın doğrudan daha yüksek zeka göstergesi olduğu anlamına gelmez. Bunun yerine, içsel konuşmanın karmaşık fikirleri düzenlemek, eylemleri sıralamak ve hedefleri izlemek için bir bilişsel iskele görevi görebileceğini düşündürmektedir.

 

Bilişsel Gürültüyü Azaltma ve Karmaşık Fikirleri Yapılandırma

 

Düşünceleri içsel olarak veya sessizce dışa vurarak somutlaştırmak, beynin bilişsel gürültüyü azaltmasını kolaylaştırabilir. Bu sayede, soyut veya duygusal açıdan yüklü problemler üzerine daha verimli ve etkili bir yapı oluşturulabilir. Dolayısıyla, düşünceleriniz arasında mırıldandığınızı fark ederseniz, bu beyninizin karmaşık fikirleri yapılandırma, kaotik düşünceleri düzenli planlara dönüştürme veya öz yansıtma süreçlerini destekleme yolu olabilir.

 

Ancak zihinsel gezinmede olduğu gibi, kendi kendine konuşmak da ancak ölçülü kullanıldığında fayda sağlar. Özellikle ruminasyon veya sert öz eleştiri biçimindeki aşırı veya olumsuz öz konuşma, odaklanmayı ve zihinsel refahı olumsuz etkileyebilir. Buna karşılık, yapıcı bir şekilde kullanıldığında, aynı içsel diyalog henüz tamamlanmamış düşünceleri uygulanabilir planlara dönüştürebilir ve bireyin bilişsel süreçlerine anlamlı katkılar sağlayabilir.

Bu habere tepkin ne?

İlginizi Çekebilir